Denizli Gezi Rehberi; Denizli’de Gezilecek Yerler

 

Bizimkilerin yoğun istekleri ve sonucu ailece gittiğim yer oldu Denizli. ‘’Geziyorsun geziyorsun bizi hiç götürmüyorsun.’’ sitemleri arasında geçen günler beni bir hafta sonu programı yapmaya mecbur bıraktı. Gerçi burada kardeşimin eşi Övünç’ün ucuz uçak bileti bulup ayarlaması işimi kolaylaştıran etken oldu diyebilirim. Bana sadece kısa bir tur programı hazırlamak kaldı. Tabi ailenizle gezerken kendi başınıza olduğu gibi dağ, bayır, dere, tepe, sokak sokak dolaşamıyorsunuz ama itiraf edeyim bizimkilerin performansı gayet iyiydi.  5 yaşındaki yeğenim küçük Aras bile bizden geri kalmadı. Bu yazımda Denizli-Pamukkale ziyaretinizde iki gün içinde yapılacakları bulacaksınız. Sıkıştırılmış hafta sonu ziyaretimizde konakladığımız yerden ve kısa süreli lezzet testlerimizden de bahsedeceğim.

Denizli’ye Ulaşım

Denizli için ulaşım seçeneğiniz 3 tane. Kara yolu, demir yolu ve hava yolu ile bu güzel kente ulaşmak mümkün.

Kara yolunu tercih ederseniz; İstanbul’dan 580 km’lik bir yolculuk sonucu buraya ulaşacaksınız. Kendi aracınızla 7-8 saati bulan yolculuk, otobüsler ile 10 saati bulabiliyor.

Demir yolu ile gelmek isterseniz; Ben her zaman demir yolunu tavsiye ederim çünkü keyifli yolculuktur ve manzaralar eşliğinde yolculuk yaparsınız Pamukkale Ekspresi işinizi görecektir. Ancak bu tren Eskişehir- Denizli arasında çalışıyor. Yani yapmanız gereken Pendik- Ankara arasında çalışan yüksek hızlı tren ile Eskişehir’e gelmeniz ve buradan Pamukkale Eksprese binmeniz.

Hava yolu ise;  Bu yol en kısa sürede ulaşımınızı sağlıyor kente. Denizli- Çardak Havalimanı şehrin yaklaşık 45 km dışında yer alıyor. Buraya Anadolu Jet ve Pegasus gibi firmalar uçuyor. Tabi Anadolu Jet’in sefer sayısı Pegasus’a göre daha fazla. Yolculuk yaklaşık 1 saat 10 dakika sürüyor.

Denizli Havalimanından Şehir Merkezine Ulaşım Nasıl?

Bunun için iki seçeneğiniz var. Ya Denizli merkez ile havaalanı arasında ulaşımı sağlayan Bay-Tur ya da araç kiralamak. Bay-Tur genelde uçak saatlerine uygun olarak servis hizmeti veriyor. Ücreti kişi başı 13 TL. Havaalanı terminali önünden kalkan otobüsler yaklaşık 30-35 dakikada şehir merkezine ulaşıyor. Ayrıca ayrıntılı bilgi almak için 0258 261 41 43 numaralı telefonu kullanabilirsiniz.

Denizli’nin Tarihi

Denizli tarihi oldukça eski zamanlara kadar dayanıyor. Eski Denizli kentinin en güzel kalıntısı Laodikeia Antik Kenti. Burası Denizli merkeze 5-6 km uzaklıkta. Şehir MÖ 261-263 yıllarında arasında Seleukos Kralı II. Antiokhos tarafından karısı Laodike adına kurulmuş. Aslında bölge tarihine baktığınızda ve kalıntılardan anlaşılacağı üzere çevrede 19 antik kent var. Fakat kalıntıların sağlamlığı açısından Laodikeia ile Hierapolis gezmeye değer yerler. Bölgeye gelen sonraki yerleşimciler Laodikeia’dan etkilemiş olmalılar ki buraya Ladik demişler. Şimdi aklınızda ilk beliren soru şu:’’ Yahu kardeşim Denizli ismi nereden geldi? Hem burada denizde yok.’’ Evet açıklıyorum buraya yerleşen ilk Türk Boyunun adı Tenguzlu boyu. Ayrıca (Tengizli-Tenguzlu) Orta Asya Türkçesinde Denizli anlamına geliyormuş. Bu ad zamanla değişmiş ve Denizli olmuş. 1071 Malazgirt Savaşı sonrası bölgeye gelen Türkler çeşitli beylikler kuruyorlar. Bunlardan en meşhuru tabi ki Germiyanoğulları Beyliği. Daha sonra Osmanlı hakimiyeti başlıyor ve Denizli tarihi günümüze kadar geliyor.

 

 

 Denizli’de Gezilecek Yerler

Eğer sizde bir hafta sonu kaçamağı yapayım diyorsanız programınız aşağı yukarı aynı olacaktır. Burada öncelikli olarak görmeniz gereken yerleri yazdım tabi bazı öneriler de sıraladım.

Pamukkale Travertenleri

Denizli ziyaretinizin olmazsa olmaz noktası tabi ki dünyaca ünlü Travertenler. Biraz buranın yapısından bahsedecek olursak bölge termal sular bakımından çok zengin. Yer altından gelen suyun sıcaklığı yer yer 35-100 derece arasında değişiyor. Yaklaşık 2300 yıldır bu bölge şifalı suları ile biliniyor. Bu suyun özelliği ise suyun içinde yer alan mineraller. İşin teknik açıklaması ise şöyle. Suyun içinde yer alan mineraller oksijenle temas edince sudaki kalsiyum karbonat reaksiyona giriyor ve çökeliyormuş. Gittiğinizde suyun içinde gezerken hissedeceğiniz kaygan şeyin sebebi işte bu kimyasallar yani karbonat ve kalsiyum. Zamanla bu kaygan tortu taşların üzerini kaplıyor ve sertleşiyor su akmaya devam ettikçe taşlara teras şeklinde oluşumlar göze çarpıyor ve beyazlaşıyor. Bölgede 17 tane bilinen su kaynağı yaklaşık 250-300 metre yol giderek bu muazzam güzelliğin oluşmasına neden oluyor. Tabi burası yurdumuzun  ve dünyanın özel noktalarından biri. 1980’li yılardan itibaren UNESCO dünya mirası içine alınan Pamukkale turizm katillerince maalesef yıpratılmış ve bilinçsizce tahrip edilmiş. Eğer bir milli parkınız ya da köyünüz, tarihi eseriniz ilginç bir coğrafyanız UNESCO listesine girdiği zaman korumak için belli kriterleri yerine getirmeniz gerekiyor. Tabi fondan para almak için bunu yapmak zorundasınız. Maalesef hepinizin bildiği bu inanılmaz güzellikleri korumayı başarmamıştık. Hatırlayın, haberlere konu olmuştu bölgeye yapılan bilinçsiz oteller suları kendi tesislerine çevirdiler ve Pamukkale kararmaya başladı diye. Neyse ki son yıllarda alınan önlemler tekrar bu cennet yerin kurtulması için umut olmuş. Gözlemlediğim etrafta yer alan tesisler azaltılmış. Artık travertenlerin dibine kadar araçlar ile gidilmiyor. Travertenlerde ayakkabı ile dolaşmak yasak. Bunlar gerekli önlemler ve etkilerini göstermeye başlamış. Lafı fazla uzatmayayım bizimkiler ile beraber bu güzelliğin tadını çıkardık diyebilirim. Hatta ben şortumu yanımda getirmiştim ve travertenlerde yüzdüm. Suyun içinde yer alan tortudan alıp yüzüme sürdüm çünkü gerçekten şifalı ve cilt hastalıklarına iyi geliyor. Bunun dışında ulaşım ile ilgili bilgiler vereyim.

Pamukkale’ye Toplu Taşıma İle Ulaşım: Bunun için Denizli merkezden bu bölgeye gelen dolmuşlara binmeniz gerekiyor. Zaten dolmuşların üzerinde yazıyor Pamukkale yazısını göreceksiniz. Eğer aracınız ile geliyorsanız D 585 yolundan kuzeye Pamukkale tabelalarını takip ederek ulaşabilirsiniz.

Pamukkale Travertenlerine Giriş

Travertenler, Hierapolis Antik Kenti ve Antik Havuz aynı yerde. Buraya giriş 35 TL, Müzekart’a ise ücretsiz. Ayrıca İş Bankası kredi kartınız varsa yine ücretsiz girebilirsiniz. Bu ücret tüm Pamukkale’yi ve Hierapolis Antik Kenti’ni gezmeyi, ve Antik Havuz’u sadece seyretmeyi kapsıyor.:)

Eğer Antik Havuz’da yüzmek isterseniz, ki mutlaka yapmalısınız, havuzda yüzmek için ayrı bir ödeme yapmanız gerekiyor ve müze kart geçmiyor. Fiyatı 32 TL. Sadece yüzmek isterseniz bilet almak zorundasınız, yoksa sadece görmek ve fotoğraflamak için havuz kenarındaki tesise giriş ücreti yok. Görmeden gitmeyin.

Pamukkale Ziyareti İçin Tavsiyeler

  • Havlu, şort, terlik olmazsa olmaz.
  • Ayakkabılar için ve eğer şortunuz benim gibi üstünüzde kurumadıysa poşet.
  • Su ve atıştırmalık yiyecek. Çünkü Antik havuz çevresinde kafeler biraz tuzlu.
  • Müze kart çıkarmanız için kimliğiniz yoksa İş Bankası kredi kartınız.
  • Hierapolis Antik Kenti

 Travertenler ziyaretimiz bittikten sonra şimdi sıra geldi aynı alan içinde yer alan Hierapolis Antik Kenti’nin kalıntılarını gezmeye. Aslında antik kentin tarihinden biraz bahsetmek gerekirse burası bir Frigya kenti. Şehrin kuruluşu ile ilgili çeşitli rivayetler var ancak yapılan kazılar sonucunda elde edilen bulgular kentin MÖ 2.yüzyılda kurulduğunu işaret ediyor. Kenti ismininse Yunan Mitolojisi’ne göre Bergama’nın kurucusu sayılan Telephos’un karısı Amazonlar Kraliçesi Hiera’dan geldiği tahmin ediliyor. Burası MS 60 yılında meydana gelen depremle ciddi anlamda yıkılmış. Günümüze kadar ulaşan kalıntılar Roma dönemine ait. Antik şehirde dolaşırken göreceğiniz yerler şöyle. Nekropol , Domitiyan Yolu ve Kapısı, Oktokonus Tapınağı, amfitiyatro, Frontinus Caddesi ve Kapısı, Agora, Kuzey Bizans Kapısı, Güney Bizans Kapısı, okul binası, çeşme binası, Apollon kutsal alanı, su kanalları, Filipus Martynonu ve Köprüsü, Direkli Kilisesi, katedral ve Roma hamamı gibi yapıların kalıntılarını görülebiliyorsunuz. İçerde ayrıca bir müze bulunuyor. Şehrin ilginç özelliği ise hamam kısmının kentin girişinde yer alması. Bunun sebebi ise şehre ziyarete gelen yabancıların önce temizlenmesi ve şehre öyle alınmasıymış. Antik kent alanı içinde belki de en iyi korunmuş yapı 12.000 kişilik antik tiyatro. Çeşitli restorasyon çalışmaları ile ayakta kalan tiyatro gerçekten görülmeye değer. Edinilen bilgilere göre zamanında şehirde 100 bin kişinin yaşadığı düşünülüyor.

Antik Havuz

Siz hiç 2300 yıllık bir havuzda yüzdünüz mü? Cevabınız ‘’hayır’’ ise bunu deneyimlemek için en uygun yerdesiniz. Hem bu havuz doğal yollarla oluşmuş bir havuz. MS 60 yılında meydana gelen büyük deprem şehri neredeyse yerle bir etmiş ve şehrin ortasında bir çukur oluşturmuş. Deprem o kadar şiddetli olmuş ki bu çukur alana şehrin büyük sütunları devrilmiş. Bu yetmezmiş gibi sarsıntının etkisiyle toprakta oluşan çatlaklardan yer altı suları çıkmış ve havuzu oluşturmuş. Rivayet olunur ki Kleopatra bu havuza gelir yüzermiş. Şifalı sularından faydalanır güzelliğine güzellik katarmış. Biz de güzelliğimize güzellik katmak için kardeşimin eşi Övünç ile paraya kıydık ve adam başı 32 TL ödeyerek havuzun tadını çıkardık.

Kaklık Mağarası

Denizli’de son günümüzü ayırdığımız yerlerden biri Kaklık Mağarası oldu. Burası gerçekten görülmeye değer bir güzellik çünkü nasıl yer üstünde bir Pamukkale varsa yerin altında bir mağara içinde de başka bir Pamukkale var. Dünyada eşsiz güzelliğiyle her yıl binlerce turistin ziyaret ettiği bu gizli güzellik Denizli’nin Honaz ilçesine bağlı Kaklık beldesinde. Kaklık Mağarası, 2002 yılında turizme açılmış sonra ilgi çekmeye başlamış. UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi’nde bulunan Pamukkale travertenlerinin aynısını bünyesinde barındırmasından dolayı buraya, “Yer altındaki gizli Pamukkale” de denilmekteymiş. Kaklık Mağarası Denizli-Afyon-Ankara ve Denizli-Çivril karayolları üzerinde, Dinar’ı geçtikten sonra Denizli’ye 30, Pamukkale’ye ise 45 kilometre mesafede. Toprağın 5 metre altındaki mağaranın ayrıntılı plan ve kesitleri, ilk defa 2000 yılında Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü Jeoloji Etütleri Dairesi Karst ve Mağara Araştırmaları Birimi elemanlarınca çıkarıldıktan sonra koruma ve kullanım projesi hazırlanmış. Ancak işin enteresan tarafı burayı bulmak için epey zaman harcamamız oldu. Çünkü doru düzgün bir bilgilendirici tabela konmamış. Sora sora zor zahmet sonunda Kaklık Mağarası’na ulaştık. Arabadan indiğiniz anda yoğun kükürt kokusunu hissediyorsunuz. Mağaranın yer yer uzunluğu 190 metreymiş. İçeride doğanın muazzam sanatkarlığını yaptığı şekiller ile görebiliyorsunuz. Mağaranın içinde küçük sayılabilecek bir şelale de var. Hayranlıkla bizimkiler ile mağarayı dolaşıyoruz. Giriş kişi başı 3 TL

 

Denizli Teleferik:

Denizli’den ayrılmadan önce programıma eklediğim yer Denizli Teleferiği oluyor. Şehrin biraz dış semtlerinde bulunan teleferik bizimkilerin de hoşuna gidecek bir aktivite olur diye düşünüyorum. Haksız da çıkmıyorum. Yeğenim Aras’ta çok seviyor bu yolculuğu. Denizli Büyükşehir Belediyesi tarafından 38 Milyon lira gibi bir rakama yapılan teleferik sizi 1500 metre rakıma 7-8 dakika içinde çıkarıyor. Bağbaşı Yaylası olarak geçen mevkide kafeler, restoranlar mevcut. Ayrıca seyir teraslarında keyifli zaman geçirebiliyorsunuz. Güzel fotoğraflar da işin kaymaklı kısmı. Yukarıya çıktıktan sonra ayrıca vaktiniz varsa oradan kalkan ücretsiz minibüslerle Bağbaşı Yaylasına gidebiliyorsunuz. Denizli şehir merkezinden kalkan 22T numaralı otobüsler sizi buraya getiriyor ve aynı şekilde teleferikten indikten sonra kapının önünde aynı otobüse binip şehir merkezine ulaşabiliyorsunuz. Farklı bir deneyim isterseniz bu zevkli yolculuğu yapın. Ücret kişi başı 6 TL.

Denizli’de Konaklama

Biz Denizli seyahatimizde Pamukkale Travertenlerine 2 km uzaklıktaki bölgenin büyük tesislerinden Richmond Pamukkale Termal Otelde konakladık. Tesis hem Pamukkale’ye yakın hem de bir çok olanak sunuyor. Açık, kapalı yüzme havuzunun dışında yine açık ve kapalı termal havuz değerlendirilebilir. Bunun dışında spa ve masaj hizmetleri gayet iyi. Yemekler açık büfe servis ediliyor. Biz ailecek kaldığımız bu tesisten memnun kaldık tavsiye ederim.

Denizli’de Yeme- İçme

Açık söylemek gerekirse yeme içme konusunda Denizli’de çok şey deneyimleme imkanımız olmadı. Bunun sebeplerinden biri zaman darlığı, diğeri kaldığımız tesiste yarım pansiyon konaklamamız bir de şehre ziyaretimizi gerçekleştirdiğimiz zaman Ramazan ayı olduğu için çoğu yer kapalıydı. Ama tabi deneyimleme imkanı bulduğumuz bir lezzet noktasından bahsedeyim hemen. Kaklık Mağarası’na giderken Denizli merkezden Ankara yönünd yaklaşık 10 km sonra yol üzerinde bulunan Ortaklar Çöp Şiş. Tesis tam yol üzerinde ve bir dere kenarında. Mis gibi ağaçların altında, şırıl şırıl akan suyun sesiyle burada çöp şiş deniyoruz. Lezzet bakımından oldukça başarılı, yanında getirdikleri lavaş, ezme, salata ve tabi ki yayık ayranı damağımızda hoş tatlar bırakıyor. Biz dört yetişkin bir ufaklık ortaya yaptıkları çöp şiş porsiyonları ile tıka basa doyduk ve toplam 80TL hesap ödedik. Bu yol üstü lezzet noktasını tavsiye ederim. Bunların dışında benim gitmediğim ama arkadaşlarımın önerdiği birkaç lezzet noktasından bahsedeyim.

Denizli Sarayköy Yahya Usta’nın Yeri (İnankul Izgara Salonu),

Miske Restoran

Kebapçı Baki ve Kocabaylar Kebap Salonu

Gazezoğlu Pide (Denizli kale içinde)

Hacı Şerif (Tatlıcı)

 

 

İşte böyle güzel bir hafta sonu ziyaretinden sonra Denizli’nin tadı damağımızda kalarak ayrılıyoruz. Ancak karar verdim şehrin etrafta görülecek yerlerin tam hakkını vermek için tekrar gideceğim.

Ali Rıza Öner

1976 yılında Kocaeli'nde doğdum. İlk,orta ve lise öğrenimimi Kocaeli'nde tamamladıktan sonra 1996 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümüne girdim. Tarih Bölümdeki eğitim yıllarımda gezmeye,seyahat edip farklı kültürleri tanımaya ilgi duymaya başladım. Tabi çalışmak zorundaydım yaban ellerde üniversite okurken para kazanmak zorundaydım 1997-2001 yılları arasında THY de çalıştım askerlik falan derken gördüğüm,okuduğum şeyleri anlatmayı sevdiğim için öğretmenliğe başladım. O gün bugündür anlatıyorum tecrübelerimi,bilgilerimi. Avusturya Liseliler Eğitim Vakfı (ALEV OKULLARI) da Tarih Öğretmenliği yapmaktayım. Şimdi sıra sizlere geldi. Gezmek benim tutkum istedim ki yine anlatayım bu sefer yazayım hatta.Tanımadığım sizlere. Sürçülisan edersem affedin.

Sevebilirsin...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.