Saraybosna- Mostar

Zagreb gezimi noktaladıktan sonra Şehre ilk geldiğim gün aldığım otobüs biletim ile Saraybosna’ya doğru yol alıyorum. Yolculuğum sabah 06.00’da Zagreb otogarında başlıyor. Sabah otogarda atıştırmalık bir şeyler alıyorum. Açık bir kafede sabah kahvemi içiyorum. Biraz yol boyunca uyanık kalıp etrafı seyretmek istiyorum ama yolculuğum sınır geçişleri ile beraber 8 saat sürecek. Yorgun bedenim buna dayanamayacak diye düşünüyorum. Kahvemi yudumladıktan sonra otobüsümün hareket edeceği perona geliyorum. Peron hareketli ve kalabalık. Yolculuğum ve yeni maceram başlıyor işte.

Osmanlı su sebili

Osmanlı su sebili

Zagreb- Saraybosna Ulaşım: Zagreb otogarı şehir merkezine tramvay ile 5-6 dakika. 5 Numaralı tramvay direk sizi şehir merkezine götürecek. Gelelim Saraybosna yolculuğuma. Otobüs bileti 200 Kuna. Yani yaklaşık 26 Euro. Zagreb otogarından ülkenin diğer şehirlerine özellikle Dalmaçya kıyılarında bulunan tatil beldelerine ulaşım mevcut. Eğer ucuz Zagreb bileti bulursanız uçakla bu kente gelip diğer yerleri gezme şansınız olur. Zagreb- Saraybosna arası yaklaşık 460 km. Yani kendi aracınız olsa bu yolu 4-5 saatte alırsınız ancak otobüsler öyle değil. Özellikle firmalar yolu uzatıyorlar çünkü çok fazla kasaba ve köyden geçmek çok yolcu demek. Bu durum hâli ile yolculuğu 8 saate çıkarıyor. 20 dakikalık iki mola ve sınır geçişleri… Aklıma gelmişken mola verilen yerler bizdeki gibi büyük tesisler değil.

Kaldığım hostel, Franz Ferdinand

Kaldığım hostel, Franz Ferdinand

Küçük kafesi ve WC’si olan benzin istasyonları. Bu nedenle tavsiyem çantanıza atıştırmalık bir şeyler alın. Balkanlar’da otobüslerde yemek içmek çok yaygın. Pekara denilen pastanelerden alacağınız lezzetler işinizi görecektir. Ayrıca Balkanlar’da otobüs ile yolculukta bagaj için ek olarak 1 Euro gibi bir para ödüyorsunuz. Bir de biletinizin üstünde koltuk numarası yazıyor ancak bu önemli değil boş bulduğunuz yere oturuyorsunuz. Yolculuğum başladıktan kısa bir süre sonra yediğim lezzetli hamur işlerinin de etkisi ile gözlerim kapanıyor. Uyandığımda sınır kapısındayız. Eskiden savaş hâlinde olan iki ülke sınırı şimdi oldukça hareketli. Sorunsuz bir geçişten sonra harika manzaralar eşliğinde yolculuk devam ediyor. Vrbas Nehri’nin yardığı Bosna dağlarının arasından daracık yollardan, dar ve yüksek vadilerden yol alarak yolculuğum Bosna Hersek’in başkenti Saraybosna’da son buluyor.

Saraybosna Sokakları

Saraybosna Sokakları

Saraybosna Hakkında Bilgi: Saraybosna’nın tarihine bakıldığında bölgenin Neolitik Çağ’a dayanan bir geçmişi var. Ancak asıl yerleşim yeri olarak bu bölge Roma İmparatorluğu döneminde belirginleşmiş. Roma’nın yıkılmasından sonra karışık bir dönem geçiren Balkanlar daha sonra Sırp ve Bulgar krallıklarının egemenlik yarışına sahne olmuş. Saraybosna da bu çekişmeden nasibini almış. Asıl gelişimini ise Fatih Sultan Mehmet döneminde 1463’te Osmanlılarca fethedilmesi ile yaşamış. Osmanlı bu bölgede yoğun bir imar faaliyeti başlatmış ve şehri canlandırmış. Saraybosna bugün çok kültürlü çok dinli yapısı ile Balkanlar’ın Kudüs’ü sayılıyor ama tarihte önemli olaylara şahitlik etmiş bir kent. 1. Dünya Savaşı’nın başlamasına neden olan Avusturya Macaristan İmparatorluğu veliahdı Franz Ferdinand bu şehirde Sırp milliyetçi Prinçip tarafından öldürülüyor. Ayrıca 1992-1996 yılları arasında devam etmiş büyük acılara neden olmuş Bosna savaşını da unutmamak lazım. Saraybosna modern zamanlarda en uzun süre kuşatma altında kalan şehir olmuş. Savaşta 1500’ü çocuk olmak üzere yaklaşık 12.000 kişi hayatını kaybetmiş. Yaklaşık 60.000 kişi ise yaralanmış. Şehri dolaşırken eski binalar üzerinde bu büyük yıkımın izlerini görmek mümkün.

Eski Belediye Binası

Eski Belediye Binası

Saraybosna’da Konaklama: Saraybosna gezmek için iki gün yeterli olacak bir şehir. Bu nedenle merkezde bulacağınız otel veya hostel işinizi görecektir. Benim tavsiyem severek kaldığım ve çok memnun ayrıldığım, tam merkezde yer alan Hostel Franz Ferdinand. Benim gibi bir tarihçiden de başka bir hareket beklenemezdi zaten. Şehrin adı ile bütünleşmiş bir isim verilmiş olan hostel Saraybosna Katedrali’nin tam yan sokağında kalıyor. Koridorları tarihi ismine yakışır şekilde döşenmiş. Bu hostel de gecelik 4 kişilik oda için de bir yatağa 12 euro verdim. Hostelbookers ve Booking’de adını yazdığınızda rahatlıkla bulacağınız tercih edilen bir hostel. Ayrıca diğer hostellerde olduğu gibi banyo ve tuvaleti dışarıda değil odanın içinde. Bu durum ayrı bir rahatlık sağlıyor. Personel yardımsever, temizlik iyi.

Hostel Franz Ferdinand

Hostel Franz Ferdinand

Saraybosna’da Yeme İçme: Saraybosna mutfak olarak tabi bizim mutfağımıza en yakın şehirlerden biri diyebilirim. Damak lezzetinize çok uygun şeyler bulacaksınız. Mesela başta Boşnak böreği. Özellikle taş fırınlarda yapılan ve yuvarlak tepsilerde olanları tercih etmelisiniz. Bunun için size baş çarşı içinde tavsiye edeceğim yer ASDZ Buregdzınıca olacaktır. Mutlaka burada Boşnak böreği yemelisiniz. Tabi yanında çay ve ayran. Ispanaklı, peynirli ve patatesli çeşitleri mutlaka deneyin ama sonra yürüyüş yapmayı unutmayın. 1kg börek 12 Bosna Markı. Yani 6 Euro. Burada böreğin yanında yoğurt servis ediliyor. Eğer ayran isterseniz bizdeki gibi kapalı kapta geliyor. Bence yoğurtla tercih edin. Lezzetten bayılacaksınız.  Zaten Başçarşı Camii’nin yanında yer alan sokaktan girince kalabalık olan dükkândan anlayacaksınız bu güzel lezzet noktasını. Saraybosna içinde birçok kafede Türk kahvesi ve demleme çay bulabileceksiniz. Başçarşı içinde gezerken zaten birçok yerde Türkçe tabela göreceksiniz. Bunun dışında tabi tüm Balkanlar da meşhur olan Cicicevabi, Bosna’nın vazgeçilmezlerinden. Hırvatistan’da, Sırbistan’da ve Makedonya’da bu lezzetli köfteyi denedim ama Boşnaklar bir adım önde diyebilirim. Bu leziz köfte için çok mekân var ama ben Cevabdzinica Zeljo derim.

Meşhur börekçi Buregdzinica

Meşhur börekçi Buregdzinica

Evet, karşılıklı iki dükkânda faaliyet gösteren bu mekân bence en iyi köfteci. Köftenin servis edilişi bizden biraz farklı. Pide içinde servis ediliyor ve yanında soğan oluyor. Köfte porsiyonları doyurucu. İçinde en az 10-12 tane var ve yetiyor. Köfte fiyatları ortalama 7-8 Bosna markı arasında. Bir de bu köfte haricinde pleskavica dedikleri yassı köfteler var. Biftek gibi bunun da farklı bir aroması var. Yemeği yediniz artık üzerine bir tatlı yiyelim derseniz sütlü tatlıları ile meşhur Slasticarna Ramis derim. Yok eğer tatlı beni şişmanlatıyor derseniz bu Saraybosna’da çok normal kahve ve çay için Morica Han yemek sonrası ziyaret noktanız olacaktır. Otantik havası ile keyifli anlar geçirebilirsiniz. Zaten Saraybosna’da gezerken tipik bir Anadolu şehrini geziyorum hissine kapılacaksınız. Eğer bira içmek isterseniz Bosna’nın markası Sarajevsko. Ama bana biraz hafif geldi içimi yani çok hoşlanmadım. Bir de şehrin diğer yakasında yani nehirden karşı tarafa yürüdüğünüzde büyük bira fabrikasının yanında Pivnica diye bir mekân var. Vaktim olmadığı için giremedim ama bence uğranmalı.

Cicicevabi

Cicicevabi

Saraybosna’da Gezilecek yerler:

Saraybosna yaşadığı savaşlar ile tarihi dokusunu çok koruyamamış bir şehir. Özellikle Bosna Savaşı şehre ciddi hasar vermiş. Şehre otobüs ile geldiğim için dış semtlerdeki binalarda savaşın izlerini gözlemliyorsunuz. Eski Yugoslavya dönemi izleri ve modern binalar ya da Osmanlı’dan kalan eserleri görmek mümkün. İşte birkaç tavsiye size.

1.Dünya Savaşı'nın başlamasına neden olan süikastin gerçekleştiği Latin Bridge

1.Dünya Savaşı’nın başlamasına neden olan süikastin gerçekleştiği Latin Bridge

Başçarşı: Saraybosna’nın olmazsa olmazı. İçinde bakırcıların, lokantaların, hanların, bedestenlerin, camilerin olduğu tipik bir Türk çarşısını çağrıştıran şehrin kalbi burası. Fatih Sultan Mehmed’in şehri fethinden sonra özellikle imar faaliyetleri ile canlandırdığı yer burası. Bosna Beylerbeyi Gazi Hüsrev Bey adına yapılmış eserleri görmek mümkün. Tabi burasıda özellikle Sırp topçusunun yoğun saldırısına maruz kalmış bir yer. Her fotoğrafta göreceğiniz su sebili yine Osmanlı eseri.

Başçarşı

Başçarşı

Gazi Hüsrev Paşa Cami: Bosna Beylerbeyi Gazi Hüsrev Paşa’nın yaptırdığı aynı zamanda kendi türbesinin de bulunduğu cami avlusu ve mimarisi ile Osmanlı izlerini taşıyor.

Ferhadiye Caddesi: Saraybosna’nın en meşhur caddesi diyebilirim. Modern mağazaları, birçok markayı size sunarken aynı zamanda içinde bulunan kafe ve restoranları gece gündüz bu caddenin hareketli olmasını sağlıyor.

Başçarşı Camii

Başçarşı Camii

Saint Anthony Fransız Kilisesi: Şehrin çok dinliliğinden bahsetmiştim. İşte bu yapıda Katolik inanca sahip Saraybosnalıların ibadet yeri. Nehrin karşı kıyısında büyük kulesi ve kırmızı rengi ile hemen dikkat çekiyor. Burası 200’li yılların başında yapımına başlanmış 6-7 yıl önce bitmiş bir kilise.

Saraybosna Katedrali:  Bir diğer adı İsa’nın Kalbi Katedrali. 1889’da yapılmış olan katedral gösterişli iç mimarisi ve vitrayları ile dikkat çekiyor. Aynı zamanda Bosna Başpisikoposluğu merkezi burası.

Belediye ve Milli Kütüphane Binası: Başçarşı’dan nehir kenarına inince farklı mimarisi ile turuncu taşlardan yapılmış bir bina çıkacak. Burası eski belediye yenide ise milli kütüphane olarak faaliyet gösteriyor. Bu yapının mimarisi biraz Kuzey Afrika mimarisine benziyor.

Saraybosna Katedrali

Saraybosna Katedrali

Latin Köprüsü:  16. yüzyılda yapılmış köprünün bizim hafımızda yer eden kısmı meşhur Avusturya-Macaristan Veliahdı Franz Ferdinand ve eşi Sophia’nın Sırplı milliyetçi üniversite öğrencisi Gavrilo Princip tarafından öldürüldüğü ve 1. Dünya Savaşı’nın başlamasına neden olması ile meşhur bir köprü.

İnat Evi: Saraybosna’da yerel lezzetleri yiyebileceğiniz meşhur bir eski ev burası ancak sahibi evi yıktırmamak istediği için adı İnat Evi olarak kalmış, hemen Baş Çarşı’dan yukarıya doğru yürürken karşınıza çıkacak sevimli bir yapı burası.

Bedesten

Bedesten

Bunların dışında şehri dolaşırken çoğu yerde göreceğiniz Şehrin Gülleri denilen kırmızı boyalı çukurlar. Bunlar gül değil tabi savaş sırasında atılan havan toplarından açılan çukurlar. Savaşta ölenlerin anısına Ebedi Ateş, ayrıca savaş zamanı tek ulaşım yolu olan umut tünelini ziyaret edebilirsiniz.

img_4623

Şehir İçi Ulaşım: Saraybosna şehir içi ulaşımı bakımından çok alternatifli bir şehir değil. Sadece tramvay, otobüs ve taksi var. Ben şehre otobüs ile geldiğim için otobüs terminali arkasında bulunan tramvay durağından faydalandım. Çok eski Sovyet Rusya yapımı bu tramvaylardan 1 nolu araç sizi merkeze götürecektir. İsterseniz doğu yönünde nehir boyunca yaklaşık 4 km yürüyerek de merkeze gitmek mümkün. Tek yön tramvay bileti 1,40 BM yani 1 euro’nun altında bir para. Eğer şehre uçak ile gelirseniz burada seçeneğiniz taksiymiş. Uyanık olup pazarlık yapmakta fayda var diyen gezginler söyledi yaklaşık 10-15 euro bir ücret ödeyerek ulaşmak mümkünmüş merkeze. Tabi bir uyarı daha yaptılar. Taksimetrenin açık olduğundan emin olun diye.

Fransız Kilisesi

Fransız Kilisesi

Saraybosna’dan Mostar’a: Saraybosna’dan Mostar yolculuğumuz otobüsle yaklaşık 3 saat sürüyor. Otobüs terminalinden aldığımız 08.15 otobüsü zamanında kalkıyor ancak daha öncede belirttiğim gibi bilette numara olmasına rağmen kimse buna aldırış etmiyor. Biz de artık alıştık buna diyoruz ve boş bulduğumuz bir koltuğa yerleşiyoruz. Tabi otobüs bilet fiyatından bahsetmeden olmaz. Kişi başı 17 Bosna markı ödüyoruz Mostar yolculuğumuz için. Bu yaklaşık 9 Euro yapıyor. Ayrıca bagaja koyduğumuz valizlerimiz içinde 1 euro veriyoruz. Yolculuğumuz sabah erken başladığı için kahvaltı yapma imkânımız olmuyor doğal olarak. Hemen terminal yanında bulunan Boşnak börekçisinden taze taze sıcacık böreklerimizi ve ayranlarımızı alıp kendimize yolluk yapıyoruz. Daha önce bahsettim Balkanlar’da otobüsle seyahat sırasında yeme içme çok olağan bir durum. Hatta biz böreklerimizi mideye indirdikten sonra önümüzde seyahat eden anne kız bize ıslak mendil ikramında bulunuyorlar hafif gülümseyerek. Yediğimiz böreklerin etkisiyle biraz yorgunlukla beraber uyku bastırıyor ama yolculuk sırasında geçtiğimiz dağlar, vadiler ve ırmaklar o kadar güzel manzaralar sunuyorlar ki insan uyumak istemiyor.

Mostar'da kaldığımız hostel

Mostar’da kaldığımız hostel

Mostar’da Konaklama: Açıkçası Mostar gezimiz için önceden kalacak yer ayarlamadık. Belki risk aldık ama gözümüzle görüp beğeneceğimiz yer olsun istedik ve gerçekten de öyle oldu. Mostar otogarında indikten sonra şehir merkezine doğru yürüdük ve yol üstüne konmuş bir hostel tabelası gördük. Okları takip ederek iki kardeşin işlettiği aynı zamanda aileleriyle beraber ev olarak kullandıkları Hostel Hercegovina’yı bulduk. Burası tam bir aile işletmesi ve memnun kaldığımızı söylemeden geçemem. Hostel sahipleri her türlü ihtiyacımız ile yakından ilgilendiler. Üç kişilik oda için geceliği 25 Euro ödedik. Yani kişi başı 8 Euro. Ayrıca buradan sonraki ziyaret noktamız Kotor’a transfer için ellerinden gelen yardımı esirgemediler, sağ olsunlar. Bunun dışında tabi Mostar çok ziyaret edilen bir yer olduğu için birçok konaklama seçeneği var.

Mostar'da ben:)

Mostar’da ben:)

Mostar Hakkında Bilgi: Tarihi çok eskilere dayanan Mostar kenti Hersek Bölgesi’in en büyük şehri. Yaklaşık 100 bin civarında nüfusu olan şehirde çok kültürlülük hala görülse de Bosna savaşı bazı dengeleri alt üst etmiş. Şehirde savaştan önce Boşnak, Sırp ve Hırvatlar bir arada yaşarken savaştan sonra Sırpların büyük çoğunluğu şehri terk etmiş. Mostar’ın tarihine bakıldığında tabi Osmanlı izlerini görmek mümkün.

img_4693

Neretva Nehri kenarında kurulu olan şehir Osmanlı fethinden sonra esas gelişimini göstermiş. Tabi bunda 1566 yılında Mimar Sinan’ın öğrencisi Mimar Hayreddin tarafından yapılan meşhur Mostar Köprüsü olmuş. Zamanında en iyi teknoloji kullanılarak inşa edilen köprü 24 metre yüksekliğinde ve 30 metre uzunluğunda. Bu köprü yapıldıktan sonra şehir yıllar içerisinde ticaret ile birlikte gelişmiş zenginleşmiş. Tabi Bosna savaşı dönemine kadar. Hırvat tankçısının açtığı ateş sonucu yıkılan köprü 427 yıl sonra yok edilmiş. Daha sonra Unesco ve Dünya Bankası’nın girişimleri ve içinde Türkiye’nin de bulunduğu devletlerin aktardığı paralar ile köprü aslına uygun olarak inşa edilmiş. Bunun için yaklaşık 15 Milyon dolar harcanmış. Köprünün nehre gömülen taşları dalgıçlar tarafından teker teker çıkarılarak yeni köprüde kullanılmış. 2004 yılında İngiliz Prensi’nin de katıldığı büyük bir törenle yeniden açılan köprü bugün önemli ziyaret noktası. Köprü üzerinde gençler turistlerden para toplayarak atlıyorlar. Eskiden erkekler cesaretlerini göstermek için bunu evlenmeden önce yaparlarmış. Biz oradayken köprüden atlayan gençlere şahit olduk. Oldukça cesaret işi bence.

Gece Mostar Köprüsü

Gece Mostar Köprüsü

Mostar için aslında söylenecek çok şey var. Savaşın, tarihin tüm izlerini görmek mümkün. İnsanın yaşanan acıları bizzat yaşayanlardan dinledikçe yüreği acıyor. Kaldığımız hostelin sahibi ya da onun akrabası bizi Kotor’a götüren Bosnalılar o günleri anlatırken yine gözleri doluyor tekrar tekrar o kötü günleri yaşıyor ve ağlıyorlar.

Güzeller güzeli Mostar

Güzeller güzeli Mostar

Mostar günübirlik gelinip gezilebilecek bir yer. Ama bana sorarsanız bu harika tarih kokan şehrin gecesini de yaşayın derim çünkü Mostar Köprüsü gece ayrı bir güzel görünüyor.

Mostar gezimiz sona eriyor ama benim aklımda yine gelmek var bu güzel şehre. Sabah erkenden hostel de tanıştığımız genç çiftle beraber Kotor’a doğru yola koyuluyoruz. Kotor ve Karadağ-Budva gezimin ayrıntılarını o yazımda bulacaksınız.

Ali Rıza Öner

1976 yılında Kocaeli'nde doğdum. İlk,orta ve lise öğrenimimi Kocaeli'nde tamamladıktan sonra 1996 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümüne girdim. Tarih Bölümdeki eğitim yıllarımda gezmeye,seyahat edip farklı kültürleri tanımaya ilgi duymaya başladım. Tabi çalışmak zorundaydım yaban ellerde üniversite okurken para kazanmak zorundaydım 1997-2001 yılları arasında THY de çalıştım askerlik falan derken gördüğüm,okuduğum şeyleri anlatmayı sevdiğim için öğretmenliğe başladım. O gün bugündür anlatıyorum tecrübelerimi,bilgilerimi. Avusturya Liseliler Eğitim Vakfı (ALEV OKULLARI) da Tarih Öğretmenliği yapmaktayım. Şimdi sıra sizlere geldi. Gezmek benim tutkum istedim ki yine anlatayım bu sefer yazayım hatta.Tanımadığım sizlere. Sürçülisan edersem affedin.

Sevebilirsin...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.