Orta Avrupa Klasiği;Budapeşte Gezi Yazılarım

DSCN4449 DSCN4464 DSCN4471 DSCN4490 DSCN4697 DSCN4699 IMG_1053 IMG_1104

Macar Parlamento Binası

Macar Parlamento Binası

IMG_1155

Arslanlı Köprü

IMG_1247

Gül Baba Türbesi

Budapeşte de Ulaşım: Şehir içi ulaşım metro, tramway, otobüslerle sağlanıyor. Mavi, kırmızı ve sarı hat metro hatları. Bunların hepsi Deák Ferenc tér durağında kesişiyor. Burası zaten şehrin kalbi gibi.

Tramway hatları 2-4-6-47-49 nolu hatlar şehri gezerken en çok işinize yarayacak hatlar. Özellikle 2 nolu tramvaya binmenizi tavsiye ederim çünkü Tuna nehri boyunca yol alıyor ve bir çok tarihi eseri görme imkanı buluyorsunuz. Biletler metro, tramvay, otobüs için tek kullanımlık 350 forint buda yaklaşık 1.5 euro ya denk geliyor. Biletinizi 10 luk alırsanız 3000 forint ödüyorsunuz ve biletiniz araçlarda bulanan makinalara okutarak aktif hale getirmelisiniz. Bunun dışında 24 saatlik bilet, Budapeşte kart gibi seçenekler var. Bunları da aldıktan sonra makinelerde aktif hale getirmelisiniz. Genelde metro istasyonlarında, büfelerde ya da makinelerden bilet temin edebilirsiniz. Görevliler çok iyi İngilizce bilmediği için alacağınız biletin Macarcasını bir kağıda yazın derim.

tíz darabos gyjtjegy: 10 luk bilet.

Napijegy: 24 saatlik bilet

csoportos 24 órás jegy: 24 saatlik grup kart

Tüm bunların yanında her zaman tüm gezilerimde tavsiye ettiğim gibi ayaklarınıza kara sular inene dek yürüyün sokakları keşfedin derim.

Gezilecek Yerler

Macar Parlamento Binası: Avrupa da gezdiğim yapılar içerisinde en ihtişamlı yapı diyebilirim ancak talihsizliğime bakın ki bizim geldiğimiz gün bina kapalıydı. Tuna Nehri kenarında ki bu ihtişamlı yapı gece ve gündüz harika görünüyor ve topladığım bilgilere göre Macaristan’ın en büyük binasıymış. Rehber eşliğinde gezilen bina için girişte yanınızda pasaportunuzu bulundurmanız gerekiyormuş. Maalesef bu göz alıcı binayı dışarıdan görebildik.

Kahramanlar veya Krallar Meydanı:  Macarların Avrupa’ya gelişinin 1000. Yılı şerefine yapılmış olan bu meydana sarı metro hattıyla ulaşılıyor. Durağın ismi Hösök Tere. Metrodan yukarı çıktığınızda meydan çıkmış oluyorsunuz. Macar tarihine ışık tutan meydan Macar tarihinde ki önemli şahsiyetlerin heykelleri ile süslenmiş. Burada Kral Arpad (Orta Asyadan göç eden ilk Macar lider) Kral İstivan( Macarların Hristiyan olmasını sağlayan adam) ve Meşhur Osmanlı-Macar savaşlarında bulunan Hunyadi Yanoş gibi kralların heykelleri yanında bir çok Macar tarihi kahramanın anıtlarını görebiliyorsunuz. Meydanın hemen sağ tarafında da güzel sanatlar müzesi dikkatimizi çekiyor.

Varos Liget: Kahramanlar Meydanının hemen arkasında yer alan büyük şehir parkı. Bir çok Avrupa kentin de olduğu gibi halkın soluklanacağı yeşilin doğanın korunduğu bir park burası. Ayrıca hayvanat bahçesi de var. İnsan buraları görünce bu adamlar saf mı hala buraları park yapıyorlar AVM yapmamışlar diye söylenmeden edemiyoruz.

Özgürlük Heykeli: Şehrin önemli simgelerinden biri bu heykel 2.Dünya savaşında Nazi işgalinden kurtuluşu simgeliyor.

Kale Tepesi: (Kraliyet Sarayı, Mátyas Kilisesi, Ulusal Galeri, Tarihi Müze ve Balıkçılar Burcu‘nu toptan içine alan bölge): Şehre gelince ilk götürüleceğiniz yer burası. Hele ki bizim gibi turla gelmişseniz kaçış  yok. Ama tavsiyem şudur ki şehre adapte olduktan sonra kendiniz gezerken bir daha ayrıntılı gezmek adına tur yapın derim. Çünkü turlar panoromik bir tur yapıyorlar. Burası Budin tarafının en tarihi bölgesi diyebiliriz. Manzara için tek kelime ile harika diyebilirim. Tüm şehir ayaklarınızın altında. Tuna sizi selamlıyor. Burada bulunan Matyas Kilisesi Osmanlı veziri Sokollu Mehmet Paşa’nın şehri almanın anısına ilk namazı kıldığı yer. Yeri gelmişken Osmanlıların bir geleneğinden bahsetmek istiyorum. Osmanlılar İslam inancına göre fethedilen yerdeki sembolik bir kiliseyi camiye çevirirler diğer kiliselere dokunmazlardı.(Örn: İstanbul’un fethi Ayasofya Kilisesi) Macaristan’ın fethinden sonrada bu gelenek uygulanmış. Aziz Matyas buna örnek bir kilise. Ayrıca Macar Kraliyet ailesi için önemli taç giyme merasimleri burada yapılmış. Kilisenin yapımı 1255-1269 yılları arasında sürdürülmüş ve 1471 yılında kiliseye Kral Matthias’ın adı verilmiş. Ulusal galeride açıkçası çok bir şey bulamadık keza tarihi müzede öyle. Ama Matyas Kilisesi ve Balıkçılar Burcu görülmeye değer.

 Gellért Tepesi: Yine Budin tarafında önemli bir yerde burası. Keşiş Gellert Macarlara Hristiyanlığı öğreten tanıtan adam olarak biliniyor ve Kral İstivan’ı ikna ederek Hristiyan yapmış. Tabi tüm Macar halkı da kitleler halinde din  değiştirmiş. Tabi bunu kabullenemeyen Şamanistler Keşiş Gellerti bu tepeden bir fıçının içine koyarak aşağıya atmışlar. Tepeye küçük bir finükiler sistemle çıkılıyor ancak oldukça fazla sıra oluyor.

Vaci Utka (Vaci Caddesi): Peşte kısmında şehrin modern tarafını yansıtıyor. Şık mağazaları, kafe ve restaurantları ile dikkat çekiyor. Genelde yemeğimizi burada yedik güzel pizza yaptıklarını söyleyebilirim.

Margit Adası: Tuna nehri üzerinde bulunan bu ada tam bir dinlence, spor yeşil alan diyebilirim. Şehrin her iki yakasında yolculuk yaparken zaten göreceksiniz. Yaz aylarında havuz imkanı da veriyor.

Zincirli Köprü: Budapeşte’nin sembolü olan bu güzel köprüde şehirde geçirdiğiniz süre boyunca bir çok kez üzerinden geçeceğiniz bir yapı. İki tarafında yer alan Aslan heykelleri yüzünden Aslanlı köprüde denen yapı 1849 da kullanıma açılmış. Mühendis Adam Clark, bu asma köprüyü yapmadan önce Londra’da Thames Nehri üzerindeki Hammersmith Köprüsü ile Marlow Köprüsü’nü de inşa etmiş. Zaten yapılar arasında ki benzerlik tek bir elden çıktığına şüphe getirmiyor. Köprünün dört ayağını süsleyen ‘Oturan Aslanlar’ heykeltıraş Janos Marsolska tarafından yapılmışlar. Ancak köprünün açılışından sonra heykeltıraş Aslanların ağzında dili olmadığı için eleştirilmiş o da bu eleştiriye ‘’Onlar Aslan köpek değil’’ diye cevap verip eleştirenlere  kapağı oturtmuş.

Budapeşte de Yeme İçme: Budapeşte mutfağı etli yemekler bakımından zengin özellikle Orta Avrupa da çok sık karşılaştığımız Gulaş çorbası başı çekiyor. Ama belirtmeliyim ki Macarlar daha iyi yapıyor. Bir başka önerebileceğim lezzet geyik etinden yapılan çorbalar. Alternatif olarak fast food tabik seçenekleriniz arasında. Tavsiye edebileceğim özel restaurant, Estergon da bulunan Rönesans Restaurant . Otantik ortamıyla güzel bir seçenek. Bunun dışında Vaci Caddesinde bir çok yemek alternatifi bulacaksınız. Macarların kahvaltı kültürü bize yakın diyebilirim. Özellikle kaldığımız Leonardo Oteli şehir merkezine yakınlığı ve temizliği için tabi ki kahvaltısı için tavsiye edebilirim. Bir de Hösök Tere de bulunan ve demleme çay canı çekenlere vadi kafeyi tavsiye edebilirim.

Yapmadan Gelme: Şehri mutlaka gece görmek adına nehir turu yapın. Çünkü gece bu şehir ayrı bir havaya bürünüyor diyebilirim. Özellikle nehir kenarında bir çok tur bulabilirsiniz. Fiyatları içecek ve yemekli olarak değişiyor tabi. Ama benim tavsiyem Legenda Tur. Çünkü hizmet kaliteli ve kulaklıkta Türkçe seçenekleri de mevcut. Fiyat kişi başı 3500 forint bir içecek dahil. Bu da yaklaşık 14 euro ya denk geliyor.

Ali Rıza Öner

1976 yılında Kocaeli'nde doğdum. İlk,orta ve lise öğrenimimi Kocaeli'nde tamamladıktan sonra 1996 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümüne girdim. Tarih Bölümdeki eğitim yıllarımda gezmeye,seyahat edip farklı kültürleri tanımaya ilgi duymaya başladım. Tabi çalışmak zorundaydım yaban ellerde üniversite okurken para kazanmak zorundaydım 1997-2001 yılları arasında THY de çalıştım askerlik falan derken gördüğüm,okuduğum şeyleri anlatmayı sevdiğim için öğretmenliğe başladım. O gün bugündür anlatıyorum tecrübelerimi,bilgilerimi. Avusturya Liseliler Eğitim Vakfı (ALEV OKULLARI) da Tarih Öğretmenliği yapmaktayım. Şimdi sıra sizlere geldi. Gezmek benim tutkum istedim ki yine anlatayım bu sefer yazayım hatta.Tanımadığım sizlere. Sürçülisan edersem affedin.

Sevebilirsin...

2 Yanıt

  1. Melda dedi ki:

    Buraları Prag-Budapeşte-Viyana turu ile görmeyi planlıyorum

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.