Yakın Ama Uzak: Ermenistan Gezi Notları

Gürcistan seyahatimi planlarken haritaları karıştırıyordum ve o an yine kafamda şimşekler çaktı. ‘’Yahu neden Ermenistan’a da gitmiyorum?’’ dedim kendi kendime. Sonuçta bizim sınır kapılarımız kapalıydı ancak Gürcistan üzerinden Ermenistan’a girmek mümkündü. İnternette araştırmalara başladım. Oraya giden gerek İran gerekse Gürcistan üzerinden Ermenistan’a geçen gezginlerin yazılarını okudum, notlar tuttum. Kapıda vize uygulaması ile ilgili bilgiler topladım. Online vize alınabileceği gibi sınırda vize alınabildiğini öğrenince hazırlıklarımı yaptım. Ermenistan, gezilecek yerler bakımından biz Türklerin öncelikli yerleri arasında değil biliyorum. Bu gezi planımdan bahsettiğimde çevremdekiler “Ne işin var orada, dikkat et başına bir şey gelmesin!” gibi söylemleri çok duydum. Ama aklıma girdi bir kere… Oraları görme hayali bile heyecanımı artırıyordu. İki ülkenin sorunlu geçmişi, her zaman tarih kitaplarımdan okuduğum bilgiler, insanların önyargıları, politik çekişmeler, milliyetçi söylemleri bir kenara itip işin bir de karşı taraftan nasıl göründüğü görmek için Ermenistan topraklarına gittim. Şimdi bu satırları yazarken iyi ki gitmişim diyorum. Bu gezi yazımda Ermenistan ziyaretiniz için işinize yarayacağım tecrübelerimi paylaşacağım.

Gürcistan’dan Ermenistan’a Ulaşım

Bizim Ermenistan ile sınırlarımız 1991’den bu yana kapalı, durum böyle olunca bu ülkeye giriş için iki yolunuz var; ya Gürcistan üzerinden ya da İran üzerinden Ermenistan’a girebilirsiniz. Tabi İstanbul’dan Erivan’a uçmak da mümkün. Ermenistan havayollarına ait seferler var ancak biletler oldukça pahalı. Ermeniler bile başka ülkelere yolculuklarını Tiflis’ten yapmayı tercih ediyorlarmış. Karayolu ile Ermenistan’a girmek biraz uzun bir yolculuk gerektirse de eğer sizde benim gibi görme gezme aşkıyla tutuşuyorsanız buna değer. Tiflis’ten Erivan’a tren ile gidilebiliyor ancak yolculuk 10-12 saati buluyormuş. Ben deneyimlemedim ancak geceyi trende geçiririm derseniz düşünülebilir. Tren bilet fiyatları 80-100 Lari civarı. Tiflis’te kaldığım süre içinde ve daha önce Ermenistan’a karayolu ile geçmek için araştırmalar yaptım. Yolculuk için dediğim gibi tren, otobüs, minibüs ve Vito tarzı 5-6 kişilik araçlarla gitme şansınız var. Ben kaldığım hostelin sahibi Giga’ya durumu anlatınca bana yardımcı olmak istedi. Giga, İngilizce bilmediği için Gürcistan’da yaşayan arkadaşım Keti durumu anlatmaya çalıştı Giga’ya. Ertesi sabah Giga ile birlikte otogarın yolunu tuttuk. Bu arada hatırlatayım Tiflis’te iki otogar var. Biri şehrin batısında diğeri doğusunda. Batısında olan daha büyükmüş.

Erivan-Tiflis araçları

Ben Tiflis’e otobüs ile geldiğim firma Metro Turizm olduğu için bu firma doğu terminalini kullanıyor. Tiflis gezi notlarımda ayrıntılar var. Bakmanızı tavsiye ederim. Neyse Giga beni aynı otogara götürdü ve bir masada kâğıt oynayan adamlara Gürcüce beni göstererek bir şeyler söyledi. Sonra bana işaret ederek bu adam seni götürecek tarzında bir şeyler söyledi ve ben adamı takip etmeye başladım. Adam gram İngilizce bilmiyor bu arada. Biz eski 1970 model Murat 124 marka bir araca bindik ve yola koyulduk. Son sürat gitmeye başladık. Adamın ismini zor zahmet öğrendim: George. George bana 1970 model bir arabayla 130 km sürat yapılacağını gösterdi. Bir ara şöyle düşündüm: “Oğlum Ali, her şey buraya kadarmış; güzel bir hayat yaşadın geçti gitti işte. “Kaza yapmasak altımızda araba dağılacak, o biçim durum fena yani. George’un beni Ermenistan’a götüreceğini sanıyordum, yarım saat çılgınca yol gittikten sonra beni bekleyen bir dolmuşa bindirdi. Meğer beni Erivan dolmuşuna yetiştirmeye çalışıyormuş. Benden Erivan için 30 Lari aldı yani Türk parasıyla 45 lira yapıyor. Ben dolmuşa bindikten sonra 6,5 saat süren yolculuğum başladı. Dolmuş Birleşmiş Milletler dolmuşu gibiydi. Yanımda 2 Polonyalı, 3 Ermeni, 2 Fransız kız, 2 İranlı, 1 İngiliz delikanlı ve 2 Gürcü. Yaklaşık olarak 45 dakika sonra sınıra vardık. Çantalarımızı almadan Gürcistan’dan çıktı araç, bizi aldı ve biraz gittikten sonra Ermenistan sınır kapısına geldik. Bu sefer çantalarımızı da yanımıza alarak pasaport kontrolü için sıraya girdik. Pasaport binasının içinde sol tarafta ‘’Visa’’ yazan ayrı bir bölüm var. Hemen oradan küçük bir form doldurarak 10 dolar karşılığı vizemi aldım. İşlem 5 dakika bile sürmedi. Polisler yarım yamalak Türkçe şakalaştı benimle. “Hoş geldin, Sen turist? Ne kadar kalacaksın?” gibi sorular sordular o kadar. Yanınızda fotoğraf bulundurmanıza bile gerek yok, o derece vize almak kolay yani. Sonra sınır kapısından 300 metre ötede yine durduk. Şoför marketi göstererek “Money money change” dedi. Evet, Gürcistan’da adım başı döviz bürosu varken Ermenistan’da bu işi marketlerin kenarında ayrı bölmede yapıyorlar. Para konusunu sonra anlatacağım. Yolculuğumuz bozuk ve virajlı yollardan devam etti. Öyle yollar ve tünellerden dağları aştık ki kendimi bir an macera filmi setinde sandım. Neyse dediğim gibi 6,5 saat sonra Erivan otobüs terminalinde araçtan indik.

Gürcistan-Ermenistan sınırı

Ermenistan’dan Gürcistan’a Ulaşım

Hazır yolculuklardan yazıyorken Gürcistan’a geri dönüşümden bahsedeyim. Dönüş için arkadaşım Keti ile konuştuğumuzda yorucu yolculuğumdan bahsettim. O ise duruma şaşırdı aslında o Giga’ya beni dolmuşa değil büyük otogardan kalkan 5-6 kişilik Mercedes Vito tarzı arabalara götürmesini söylemiş ama bizim Giga anlamamış. Durum böyle olunca dönüş yolculuğumu garanti altına almak için bu tarz en azından konforlu araçları bulmaya çalıştım. Erivan’da kaldığım hostel sahibi yardımcı oldu bu konuda. “Taksicilere durumu anlatırsan seni götürürler, o araçlar Erivan tren garının önünden kalkıyor.” dedi. Bindiğim taksiye durumu anlatmaya çalıştım ama adam gram İngilizce bilmiyordu. Bir ara ışıklarda durduk, yanda duran taksiciye anlatmaya çalıştım durumu. Tiflis’e gideceğim ama küçük araçla…  Adam durumumu anladı, Ermenice olarak benim taksiciye tarif etti. Meğer “Mikro mikro” demem gerekiyormuş benim sürücüye. Sonra taksici beni tren garının önüne getirdi. Bu arada hartırlatmakta fayda var. Sabah erken saatlerde gelmeye çalışın. Çünkü gece çalışmıyorlar ve öğle saatlerinden sonra eğer çok talep olursa yola çıkıyorlar. Bu her iki taraftan yolculuk yaparken geçerli unutmayın. Erivan’dan Tiflis’e kişi başı 7000 Dram alıyorlar. Yani 15 dolar ya da 52 Lira gibi paraya denk geliyor. Bana aracın 11.00’de kalkacağını söylediler. Beklerken 3 Litvanyalı turist daha geldi ve sonra bir Gürcü kadın. Hareket saatinde gecikme olmadan yola çıktık. Gelişime göre çok daha konforlu bir yolculuk yaptım sayılır. Sadece yine yolların bozukluğundan aracımızın tekeri patladı ve bir yarım saat kaybettik o kadar.

Tiflis’ten Erivan’a gittiğim dolmuş.

Ermenistan Nasıl Bir Ülke?

Ermenistan aslında karasal iklimin hüküm sürdüğü dağlık bir ülke. Komşu ülkelerle yaşanan politik sorunlar, ülkeyi ekonomik olarak zor durumda bırakmış. Karayolu ile sadece Gürcistan ve İran sınır kapılarından giriş çıkış yapılabiliyor. Ticari ilişkileri yalnızca Rusya, Gürcistan, Avrupa ülkeleri ve Amerika ile var. Ülkede maaşlar oldukça düşük. Yolda adres sorduğum ve daha sonra oturup bir şeyler içtiğimiz Ermeni arkadaşımdan ülkedeki yaşam hakkında biraz bilgi aldım. Meri, Erivan’ın büyük beş yıldızlı otellerinden birinde çalışan çok tatlı bir kız. İyi derecede İngilizce, Rusça biliyor. Kendisi aslında Kimya mezunu. Annesi 20 yıllık bir öğretmenmiş. Ülkedeki maaşların düşüklüğüne şöyle örnek verdi: “Annem bunca yıllık öğretmen, ayda ancak 100-150 Euro kazanıyor.” Ama Meri, Ermenistan şartlarına göre daha iyi kazanıyormuş. “Ben şanslıyım, birçok genç işsiz ve yurtdışına çalışmaya gidiyor.” diyor. Ermenistan’ın başkenti Erivan son yıllarda modern bir görünüm kazanmış. Büyük caddeler, oteller, yeni konutlar yapılmış. Son yıllardaki bu gelişimin olumlu olması Ermenileri sevindiriyor ama dış semtlerde fakirliği net olarak görebiliyorsunuz. Yollar bozuk ve bakımsız. Sadece Erivan çevresinde geliş gidiş yollar var. Kırsal yerleşme yoğun. Tarım, hayvancılık ve madencilik önemli gelir kaynakları. Meri ülke içinde mafya tarzı oluşumların çokluğundan bahsediyor. Amerika’da ve Avrupa’da yaşayan Ermenilere maddi olarak ciddi destek sağlanıyor. Ermenistan para birimi (AMD) yani Dram olarak geçiyor. Oldukça değersiz bir para. Çünkü 1 dolar= 478 Dram yapıyor. 1 Euro= 540 Dram civarına denk geliyor. Ermenistan’da benim gözlemlediğim trafik kurallarına uyum konusunda daha iyiler Gürcülere göre. Alkollü araç kullanmaya ağır para cezaları varmış. Ermeni kadınlar günlük yaşamda gayet şık ve bakımlı geziyor sokaklarda. Genelde hepsi yüksek topuklu giymeyi seviyorlar. Taksilerde taksimetre yok ama kilometre hesabı çalışıyorlar. İngilizce bilme oranı gençler arasında biraz daha yüksek yaş seviyesi yükseldikçe bu oran azalıyor. Şehirde Sovyet mimarisinin izlerini görmek mümkün. Sokakta veya takside kiminle konuştuysam herkes sıcakkanlı ve dostane yaklaştı bana. Önce şaşkınlık oluyor tabi ama sonra yerini memnuniyete bırakıyor. Yarım yamalak Türkçe konuşma çabasına giriyor insanlar. Ermenistan’da sıklıkla Türk görmediklerini söylüyorlar. Şehirde kaldığım sürece hiçbir olumsuz davranış ile karşılaşmadım. Aksine şehri gezerken bindiğim taksi şoförü 86 yaşındaki Triumyan Amca benimle müzeleri ve anıtları dolaştı. Kendince yarım yamalak bildiği Azeri Türkçesiyle konuştu. Ermeni halkı ciddi manada kendi tarihlerinde sahip oldukları Ermeni Yurdu diye tabir ettikleri toprakların tekrar sahibi olacaklarına inanıyorlar. Tarih müzelerinde haritalarda bizim Doğu Anadolu Bölgesi, Batı Ermenistan olarak gösteriliyor. 1915 olayları için yapılan anıtta ülkeye ziyarete gelen turistlere veya yabancı devlet erkânına en iyi şekilde ziyaret imkânı sunuluyor. Müzelerde ya da dışarıda konuştuğum tanıştığım insanlar, şaşkınlıklarını gizleyemediler ve benimle fotoğraf çektirdiler. Bir ara kendimi film yıldızı gibi hissettim desem yalan olmaz.

Erivan Tren Garı

Ermenistan’a Ne zaman Gidilir?

Ben temmuz ayında gittim, şöyle söyleyeyim, sabah saat 10.00’da 33 dereceyi gördüm. Gündüz insanlar genelde parklarda ya da evlerinde oluyorlar, akşam saatleri daha hareketli oluyor sokaklar. Gün içinde sıcaklığın etkisiyle akşamüzerleri yağmur yağabiliyor. Arkadaşım Meri’nin söylediğine göre kışlar çok sert geçiyormuş. Bu kış -40 dereceyi görmüşler. Çok kar yağmış. Bahar ayları ise oldukça yağmurlu geçiyormuş. Ermenistan’da karayolu ile yolculuk yaparken yüksek dağlara tırmandığınızda havanın serinliğini hissedebiliyorsunuz. Gittiğiniz mevsime göre tedbirli olmakta fayda var.

Ermenistan’da Ne Yenir?

Ermenistan gezim sırasında Ermeni mutfağının hamur işi ve et ağırlıklı olduğunu gördüm. Aslında benzer yemekler mutfaklarımızı süslüyor. Dolma, pilaki, karnıyarık, köfte, pastırma ortak lezzetlerimiz diyebilirim. Erivan’da bulunduğum süre içinde birçok kebapçıya da rastladım. İran yemeklerinden örneklerde var. Pilav çok yaygın mesela. Pastırmaları çok lezzetli. Ermeni mutfağının en bilinen yemeği ise bir tür keşkek yemeğine benzeyen Harissa. Ben denemedim çünkü bu tarz yemekleri çok sevmiyorum yani keşkeği de sevmediğim için cazip gelmedi ama arkadaşım Meri bu yemeğin bizdeki gibi dini günlerde veya düğün cenaze gibi durumlarda yapıldığını anlattı. İçinde kullanılan kuzu veya tavuk eti olabiliyormuş. Malzemeleri ise şöyleymiş:

MALZEMELER:
Dövme aşurelik buğday, nohut, kemikli koyun eti, margarin veya tereyağı ve çeşitli baharatlar. Hepsi uzun süre pişirilip servis ediliyormuş. Erivan’da dünya lezzetlerini bulacağınız Cascade Merdivenleri civarındaki restoranlar gayet başarılı. Ermenilerin şarapları da çok güzel. Burada, İtalyan, Fransız, Yunan ve Amerikan tarzı fastfood bulmak mümkün. İyi pizzacılar var mesela. Dediğim gibi şık güzel mekânların olduğu Cascade Merdivenleri civarını tercih edebilirsiniz. Fiyatlardan biraz bahsedecek olursam birkaç örnek size:

Şık bir mekânda bir şişe şarap ve bol çeşitli peynir tabağı 10100 Dram yani 20 Dolar civarı.

Bir bardak şarap 1000 Dram yani 2 dolar.

Markette sigara 650 Dram yani 1,5 dolar civarı

Su 100 Dram yani 0,25 dolar

Şık bir restoranda hamburger, büyük tencere içinde midye, patates kızartması ve 2 kadeh şarap 16.000 Dram yani 30 Dolar civarı. Bu saydığım yerler en turistik mekânlar. Mahalle arasında küçük fırın tarzı yerlerde büyük pideler 1 Dolar. Markette kutu bira 800 Dram yani 2 dolar civarına satılıyor. Kilikya marka bira 500 Dram, Savarma (Lavaşlı dürüm döner) 900-1000 Dram civarına satılıyor.

Erivan’a ilk geldiğimde açlıktan ölürken yediğim lezzetli menüm:)

 

Ermenistan’da Konaklama

Ermenistan’a giderken birkaç hostel önerisi almıştım notlarıma. Açıkçası bir yer nasıl olsa mantığı ile gittim. Gürcistan’dan gelirken yolda tanıştığım iki Fransız turiste nerede kalacaklarını sorduğumda bir hostel ayarladıklarını söylediler. Minibüsten inince onlarla kalacakları hostele gittim. Şansımı denemek istedim açıkçası. Kızlar da benim gibi sırt çantalı turistlerdi. Cumhuriyet Meydanı’na yürüme mesafesinde şehir merkezinde Rafael Hostel diye bir yere gittik. Yüksek katlı bir binanın 6. katındaki hostelden gayet memnun kaldım. Temiz ve rahattı. Geceliği 3000 Dram ödeyerek 8 kişilik bir odada kaldım. Yani 6 dolar gibi bir para yapıyor. Her yere yürüme mesafesindeydi. Bunun dışında Erivan’da birçok büyük otel var. Orada tanıştığım diğer arkadaşlardan öğrendiğim birkaç hosteli de tavsiye edebilirim. Pushkin Caddesi’nde No 54’te Envoy Hostel ve Sayat Nova Caddesi No 5’te olan Anahit Stephanyan Hostel önerebileceğim yerler. Bu hosteller Booking’de 8,5-9,5 arası puanlar alan hosteller.

Erivan (Yerevan) İsmi Nereden Geliyor?

Rivayete göre Yerevan şehri ismini, Nuh’un tufandan sonra karayı ilk gördüğü yerde “Yerevats” (Göründü) diye bağırması üzerine almış. Ararat (Ağrı) Ermenilerce kutsal bir dağ. Rivayete göre Nuh’un gemisinin indiği 5137 m yükseklikteki dağ. Ermeni inanışına göre Tanrıların Dağı olan Ararat, ben şehirde olduğum sürece havanın sıcaklığından olsa gerek belli belirsiz görünüyordu. Ermenistan’da birçok yerin ya da markanın Ararat isminde olduğunu göreceksiniz.

Erivan’da Gezilecek Yerler

Başkent Erivan ve çevresinde gezilecek görülecek birçok yer var. Şehir için iki gün yeterli ama şehir dışında arabayla 2-3 saatlik mesafelerde görülecek yerler de var. Bunun için Ermenistan ziyaretini 4-5 gün tutmakta fayda var. Ben vaktim olmadığı için şehir dışında yer alan yerlere gidemedim. Ayrıca bu saydığım yerler için turlar düzenleniyor. 3-4-5 kişilik grup olursanız oldukça uygun fiyata gelecektir. İşte Erivan merkezde görülecek yerler:

Erivan Cumhuriyet Meydanı

Burası Erivan’ın kalbi olan bir meydan. 1924 yılında Alexander Tamanyan tasarlamış. Meydanda Ulaşım ve İletişim Bakanlığı, Dışişleri Bakanlığı, Ulusal Sanat Galerisi, Ermenistan Tarih Müzesi, hükümet binası, postane ve Marriott Hotel bulunuyor. Amiryan, Abovyan, Nalbandyan ve Dikran Medz caddelerinin birleştiği meydan,  aynı zamanda siyasi gösterilere ve eğlencelere ev sahipliği yapıyor. Benim şehirde bulunduğum günlerde Azerbaycan ile olan savaşı protesto gösterileri yapıldı. 1940 yılında meydana konan Lenin heykeli, 1991’de Ermenistan’ın bağımsızlığından sonra indirilmiş. Meydan gündüz değil de akşam daha güzel. Meydanda bulunan havuz klasik müzik eşliğinde su dansı gösterileri yapılıyor. Işıklandırma ile yapılan güzel bir gösteri. Bu fıskiyelerin adı da “şarkı söyleyen çeşmeler” olarak geçiyormuş. Ermeni Mimar Aleksandr Tamanyan, hamile eşi ile birlikte yaşadıkları ülke İtalya’yı terk edip Erivan’a gelmiş. Erivan o yıllarda kasaba gibi bir yerleşim alanıymış. Tamanyan’ın eşi bu durum karşısında üzülmüş ve çocuğunu burada doğurmak istemediğini söylemiş. Tamanyan da doğuma kadar rüyalarının şehrini yapacağına dair eşine söz vererek Erivan’da dairesel bir mimari kullanarak şehri yeniden inşa etmiş.

 

Ermenistan Tarih Müzesi

Cumhuriyet Meydanı’nda bulunan müze Erivan ziyaretimde en çok zaman geçirdiğim yerlerden biri oldu çünkü içerisi gerçekten çok iyi hazırlanmış bir müze. Birçok ayrı bölme var. Bunlar sırasıyla şöyle:

Ermenistan Tarih Müzesi arkeoloji, Nümizmatik (Ermeni paraları), Etnografya, Modern Tarih bölümlerinden oluşuyor.

Müzedeki sergi salonlarında 9-14. yüzyıllarda Ani, Ermeni Uygulamalı Sanatları, Ermeni Halıları, Ermeni Kilise Hazineleri, Metalin Cazibesi ve Güzelliği, Ermeni Seramikleri, Heykel ve Kabartmalar, Ermeni Soykırımı 90, Tarihi Haritalarda Ermenistan, Armenia Sacra, Paleolitikten Bronz Çağa, Milattan Önce 11-8. Yüzyıllarda Dvin, Kuşaklar Arası Köprü, Van Nakışları, Deri Ayakkabılar, Arakelots Manastırı Kapısı, Urartu Van Krallığı, Nerkin Naver, Sovyet Ermenistanı, Bağımsız Ermenistan Cumhuriyeti, Pullar ve Hatıra Paraları, Ani Tarihi ve Kültürü, Yazının Sonsuzluğu, Geleneksel Ermeni Giysileri, 1915 Kültür Soykırımı, Sürülen Aileler adlı ve daha birçok sergi var. İçeriye giriş 1000 Dram yani 2 Dolar civarı bir para ediyor. İçeride fotoğraf çekmek kesinlikle yasak. O kadar sıkı kontrol ediyorlar ki bir türlü fırsat bulup çekemedim. Bütün görevliler kadın. Her bölümde göz ucuyla sizi hayalet gibi takip ediyorlar. İçeri girişte çantanızı özel eşya bölümüne bırakıyorsunuz.

Northern Avenue

Kuzey Bulvarı adlı yaya caddesi Opera ile Cumhuriyet Meydanı’nı birleştiriyor. Burası şehrin en modern yüzü diyebilirim. Birçok dünyaca ünlü marka, kafe ve restoranlar burada yer alıyor. II. Dünya Savaşı sonrası kenti şekillendiren Sovyet mimarisinemost Modern bir yanıt verilmiş adeta. Abovyan Caddesi bu bulvar ile kesişiyor.

Abovyan Caddesi. Erivan’ın ilk planlı caddesi burasıymış, şehrin ana caddelerinden biri. Caddeye ismi, Ermeni yazar Khachatur Abovyan anısına verilmiş. Erivan da tüm park ve büyük caddelerin köşelerinde Ermenistan tarihi için önemli sanatçılara ait heykeller görüyorsunuz. Ermeni mimarisi bence kendine has bir tarzı olan mimari.

Ermenistan Ana Heykeli

Şehri gezerken tepede, elinde kadın heykeli göreceksiniz. Tıpkı Gürcistan Ana Heykeli’ne benziyor.   Etrafında tank, füze gibi savaş aletleri de var. Heykel, 1950 yılında Rafael Israelyan tarafından yapılmış. “Güç yoluyla barışı simgeleyen” yapıda her yıl 9 Mayıs’ta anma etkinlikleri düzenleniyormuş.

Heykelin hemen altında askeri bir müze var. İçeriye giriş 500 Dram ve benim Türk olduğumu öğrenince oldukça şaşırdılar. Müze içerisinde ölen askerlerin fotoğrafları, Azerbaycan ile yapılan savaş ile ilgili kayıtlar ve savaşlarda kullanılan aletler sergileniyor. Şehri tepeden göreceğiniz bu alanda geniş dinlenme alanları ve lunapark mevcut. Erivan merkezden Sayat-Nova Caddesi’nden 200 Dram ödeyerek minibüs ile gidebiliyorsunuz. Şehri gezerken toplu taşımaya ihtiyaç duymadım ama denemek isterseniz düşünün, taksi ile de rahatlıkla gidebilirsiniz. Çünkü dolmuşlar günün her saati tıklım tıkış ve sıcakta bu eski dolmuşlar çekilmiyor.

Yerevan Opera Tiyatro Binası

Yine Erivan’ın simge yapılarından biri bu bina.1930 yılında Alexander Tamanyan tarafından tasarlanmış. Almanya Dresden SemperOper örnek alınarak inşa edildiği düşünülen güzel opera binasının Özgürlük Meydanı’ndan girilen tarafında Opera ve Bale Salonu, cadde tarafında ise Khachaturian Konser Salonu var. Şehirde kaldığım süre içinde Ermeni Ulusal Filarmoni Orkestrası’nın konserleri vardı ama ben bilet bulamadım çünkü bu tür etkinlikler Ermenilerce çok seviliyor ve biletler çok önce tükeniyormuş.

Opera Binası

Cascade, Heykel Parkı ve Cafesjian Müzesi

Erivan parklar ve müzeler bakımından oldukça zengin bir şehir. Cascade Heykel Parkı Opera binasının hemen kuzeyindeki küçük bir yeşil alan. Fernando Botero ve diğer uluslararası sanatçıların heykelleri var. Park Cafesjian Müzesi’nin bir kısmını oluşturuyor, diğer kısmı Cascade’de olarak geçiyor.

Ermenistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’nin ellinci yılı şerefine inşa edilmiş olan Cascade (Kaskad) adlı anıt park, yeşillikler, fıskiye ve yapay şelalelerle süslü çok basamaklı bir merdiven. Tepesinden Ağrı Dağı ve şehir manzarası görülebiliyor. Tepeye ister benim gibi yürüyerek, ister ücretsiz asansörle çıkabilirsiniz. Ama ben her zaman hareket taraftarıyım ve yürüyerek çıkıyorum.

Cascade şehrin Kentron adlı merkezi ile Monument bölgesini birbirine bağlıyor. Jim Torosyan, Aslan Mkhitaryan ve Sargis Gurzadyan adlı mimarların tasarladığı anıtın inşası Sovyet döneminde 1971 yılında başlamış ve 1980’de tamamlanmış. 2002-2009 yılları arasında Gerard Cafesjian tarafından onarım ve eklemeler yapılmış. Yukarıdaki heykel daha tamamlanmamış. Merdivenlerin en üstünde bol bol fotoğraf çekebilirsiniz çünkü Erivan ayaklarınızın altında.

Kapuyt Mzkit – Mavi Cami (Gök Cami)

Ermenistan’a giderken “Sence Erivan’da cami var mıdır?” diye sorsalar herhalde cevabım hayır olurdu. Ancak şehirdeki güzel tarihi yapılardan biri Gök Cami olarak da adlandırılan Blue Mosque (Mavi Cami), on sekizinci yüzyıldan kalma bir Şii camisi aslında burası. İran’ın desteğiyle onarılan cami bugün Ermenistan’da ibadete açık tek cami olarak ülkede yaşayan İranlılara hizmet veriyormuş. Savaştan önce Azerbaycanlılar da burada ibadet ediyorlarmış. İran Valisi Hüseyin Ali Han tarafından 1765 yılında yaptırılan Gök Cami, Stalin döneminde tüm ibadethaneler gibi kapatılmış ve depo olarak kullanılmış, sonra müzeye çevrilmiş. Sovyet dönemi bittikten sonra ibadete açılmış. Eskiden Erivan’da 8 tane cami varmış ama bunlar zamanla ya depremlerle ya da savaşlarda yıkılmış. Bu enteresan yapının içinde fotoğraf çektirmediler ama dış ve iç süslemeleri gerçekten ilginç.

Ararat Fabrikası (Yerevan Ararat Brandy-Wine-Vodka Factory)

Şehirde içki tadımı yapılacak ilginç mekânlardan biri de bu fabrika. 1877 yılında Rus Çarlığı döneminde kurulmuş fabrika, Erivan Kalesi’nin içinde yer alıyor. Randevu almadan gittiğim için içeri giremedim sadece giriş kısmından satış mağazasında bir şeyler aldım. Gruplara özel gezi düzenleniyormuş.

Vernissage (Vernisaj)

1988’de konservatuvar öğrencileri sergi mekânıymış burası ilginç bir pazar yeri günümüzde. Eski kilimler, hediyelik eşyalar ve Sovyet döneminden kalma paralar, pullar, mühürlerle dolu rengârenk bir pazar.

Pag Şuga (Pag Shuga) Halk Pazarı

Erivan da bulunduğum sürece cadde üstünde yaşlı teyze ve amcaların sattığı meyve tezgâhlarından birçok taze ürün aldım. Hepsi çok lezzetliydi doğal ürünler bunlar. Maşdots Caddesi’ndeki 2.200 metrekarelik alana sahip yapı, meyve, sebze, et satılan bir kapalı çarşı aynı zamanda. Çarşıdan satılan kuru meyvelerin tadına bakmanızı ve mümkünse kilolarca almanızı öneririm, tabi çantanızda yeriniz varsa.

Soykırım Anıtı ve Müzesi (Tsitsernakaberd)

Belki Ermenistan’ı ziyaret etme isteğimin tek nedeni 1915 olaylarının diğer taraftan nasıl görüldüğünü, oradaki havanın nasıl olduğunu, farklı bakış açılarını hissetmeği düşündüğüm içindi. Bu sayfayı herhangi bir ideolojik görüşü savunmak için açmadım. Amacım tamamen gittiğim, gördüğüm yerlerdeki tecrübelerimi aktarmak ve benim gibi sırt çantalı gezginlere veya başkalarına biraz olsun faydalı olmak. O nedenle Erivan gezimin bu kısmı için yazacaklarım tamamen orada gördüklerim ve hissettiklerim üzerine olacak.

1915 Olayları için yapılan anıt

Erivan şehir merkezini genel olarak elimde şehir haritasıyla yürüyerek gezdim. Soykırım Anıtı’nın ve müzenin olduğu bölüm şehir merkezinin biraz dışında kalıyor, havanın da sıcak olması yüzünden bu 5 km’lik mesafeyi yürümeyi göze alamadım ve merkezden bir taksi çevirdim. Taksi şoförüne İngilizce gitmek istediğim yeri söylemeye çalıştım ama bu oldukça yaşlı amca İngilizce bilmiyordu. Elimdeki haritadan anıtın olduğu yeri gösterince anladı ve bana binmem yönünde bir işaret yaptı. Taksi eski bir Mercedes marka araçtı, sürücüsü de tıpkı araba gibi yıllanmış, pos bıyıklı, fötr şapkalı, temiz giyimli yaşlı bir amcaydı. Yolculuğa başladıktan sonra nereli olduğumu anlamaya çalışan sorular sordu kendince ben de İstanbul, Türkiye dediğim andan yüzünde beliren şaşkınlık kısa sürede gülümsemeye döndü. Az biraz Azeri Türkçesi bilirim dedi ve biz sohbete başladık. “Hoş gelmişsen şehrimize, ne iyi etmişsen” gibi cümleler kurdu, ismimi sordu ben de onun ismini sordum. Triumyan menim ismim, dedi. Triumyan amca 86 yaşındaymış Sovyet dönemini de görmüş yaşamış adeta yaşayan bir tarih. Erivan caddelerinde yavaş yavaş yol alırken Triumyan amca eski dostluk günlerimizden bahsetmeye başladı. “Bizi sizinle düşman yaptılar, bak şimdi Azeriler ile dövüşüyoruz, siyaset yalan, politikacılar sahtekâr…” gibi cümleler kurdu. Azerilerle olan sorun için “Orası Ermeni yurdudur, biz kendi torpağımıza sahip çıkmışak” gibi kendince inandığı savunduğu fikirlerini söyledi. Ben bir tartışma ve polemik yaşamamak için çok karşılık vermedim, sadece evet büyük devletler politika oyunları yapar, çıkarları vardır gibi cümleler kurdum.

Triumyan Amca ile

Triumyan amca bana “Sen şimdi bu müzeyi gezecaksın, orayı gezerken acıları anla gör, insanlarımız ne acılar yaşamış.” gibilerinde şeyler söyledi. Ben de tarih öğretmeni olduğumu, buraları merak ettiğim için geldiğimi söyledim. Anıtın olduğu park şehri yukarıdan gören bir tepe üzerine yapılmış ağaçlandırılmış büyük bir alan. Sovyetler Birliği zamanında yani 1965’te 1915 olaylarının 50. yılı anısına yapılmış bir yer burası. Geniş ağaçlıklı yoldan otoparka yanaştık ve Triumyan amca benimle birlikte arabadan indi. Seni gezdireyim, dedi. Birlikte 12 büyük taş bloktan oluşan ve ortasında sürekli yanan bir ateşin olduğu bölüm ve yaklaşık 44 metre uzunluğunda yerden yükselen bir anıtın olduğu yere doğru yürüdük. Soykırım Anıtı ve müzesinin olduğu yerin adı Ermenice  Tsitsernakaberd olarak adlandırılıyor. Ermenicede anıtın ismi, “Küçük Kırlangıçların Hisarı” anlamına geliyormuş. Yerde yanan ateşin etrafını çeviren 12 taş bloğun anlamı Ermenilerin bugün Türkiye toprakları içinde kalan 12 Ermeni yurdunu sembolize ediyormuş. 44 metrelik taş sütun ise Ermeni halkının yeniden doğuşunu temsilen yapılmış.

Anıtın bulunduğu parkın içine girdiğinizde içinizin ürpermesine neden olan Ermenice söylenen bir ilahinin belli noktalara yerleştirilmiş hoparlörden tüm alana sesi veriliyor. Anıt içinde ve park alanında bu melodi sürekli duyuluyor. Triumyan amca ile anıta giriyoruz ve ortada yanan ateşin etrafında bir çok karanfil dikkatimi çekiyor. Fotoğraf ve video çektikten sonra Triumyan amca ile sohbet ederek müzenin olduğu bölüme geldik. Müzeye giriş ücretsiz, sadece nereden geldiğinizi soruyorlar. İsterseniz rehberlik hizmeti de veriyorlar ücretsiz olarak. Müze 1915 olaylarından öncesi yani Osmanlı Devleti ve 1.Dünya Savaşı ile başlıyor ve sonra kronolojik olarak günümüz hatta en son yaşanan Hrant Dink cinayetine kadar getiriliyor. Hatta cinayete dair fotoğraflar olduğu gibi, cinayeti protesto için yapılan yürüyüşten de kareler var. Elbette müze içinde yer alan büyük boy fotoğraflar iyi hissettirmiyor insana, göç yollarında Ermeniler, açlıktan ölmüş cesetler, Osmanlı subayları tarafından asılmış Ermeniler veya askerler tarafından kafaları kesilmiş Ermeni cesetleri ile poz verenlerin olduğu daha yüzlerce fotoğraf duvarları süslüyor. Tabi 1915 Tehcir Kanunu çıkaran siyasi Profillerden Enver Paşa, Talat Paşa ve Cemal Paşa’nın fotoğrafları da müzede yer almış.

Müzeyi gezerken Triumyan amca müzeyi gezen ve Amerika’da yaşayan Ermeni bir aile ile konuşuyor ve benim Türkiye’den geldiğimi söylüyor onlara. Tabi aile bir an şaşırdı ve benimle sohbete başladılar. Los Angeles’ta yaşıyorlarmış. İki yıl İstanbul’da kalmış Agop Bey, biraz Türkçe biliyorum, dedi. Ayaküstü sohbet ettik, o da Triumyan amca gibi benzer cümleler kurdu.

Burada bir Türk’ü görmek bizi mutlu etti, burayı ziyarete gelmen güzel bir davranış, gel beraber fotoğraf çektirelim, diyerek eşine bizim fotoğrafımızı çektirdi. Müzeyi dolaşmaya devam ettik, birçok fotoğraf çektim. Evet, sonuçta burası Ermeni bakış açısıyla hazırlanmış bir müzeydi, ben sadece geçmişte yaşanan acı olayları bir şekilde hayatını kaybetmiş insanların anılarına saygıda bulundum. Aynı şeyi kendi tarafımızda Ermenilerce öldürülmüş Türkler için de yaptım. Sonuçta nice canlar yitirilmiş, aileler parçalanmış, acılar yaşanmış. Ermeniler veya başkası bu müzeyi ve anıtı gezdiği zaman bize karşı dostane duygular beslemelerini beklemek hayalcilik olur. Aynı şekilde ölmüş Türklerin kemiklerinin ya da fotoğraflarının olduğu müzeleri anıtları dolaşan Türkler de benzer ruh hâli içinde olacaktır. Bu bir kan davasına dönüşmüş. Siz yaptınız, hayır siz yaptınız durumundan başka bir şey değil. İki ülke ilişkileri normalleşir mi? Bence çok zor. Gerçekten derin ayrılıklar oluşmuş 100 yıl içinde. Ancak oturup konuşulmalı, sorunları tartışmalı, sırtını dönmemeli iki halk birbirine. Aslında çok yakınız her bakımdan birbirimize ama bir o kadar uzağız. İki tarafın yaşanan acıları saygıyla bakması gerekir diye düşünüyorum. Daha sonra parkın geldiğimiz aynı yoldan geri dönüyoruz. Anıt yolunda ayrıca her birinin altında metal plakalar olan bir fidanlık var. Bunlar anıtı ziyarete gelen başka devlet başkanlarınca dikilmiş fidanlar. Dünyanın birçok ülkesinden Ermenistan’ı ziyaret etmiş devlet başkanı, başbakan veya bakan ağaç dikmiş buraya. Triumyan amca beni şehir merkezine geri getiriyor, aldığı yere bırakıyor. Yol boyu yine sohbet ediyoruz. Kendince etrafta yer alan binaları, anıtları anlatıyor bana. Arabadan inerken taksi parası almak istemiyor, bu geziden keyif aldığını tanıştığımıza memnun oldum tarzında söylemlerde bulunuyor ama ben zor zahmet ikna edip parasını veriyorum. İki eliyle benimle samimi tokalaşıyor ve arabasına binip gidiyor. Bense karışık duygular içinde geçirdiğim son birkaç saatin muhasebesini yaparak hostelim yolunu tutuyorum.

 

Erivan İçin Kısa Kısa

  • Taksiler ile Gürcistan’da olduğu gibi pazarlık yapmayı unutma.
  • Şehir içi toplu taşıma tecrübesi yaşamak istersen dolmuşları kullan.
  • Şehir parklarını dolaş birçok heykel göreceksin.
  • Mutlaka anıt ve müzeleri dolaş.
  • Şaraplarını dene ve yanında hediyelik getir.
  • Sokaklarda veya yol kenarlarında satılan taze meyvelerden al.
  • Halk pazarlarını dolaş.
  • İnsanlarla sohbet et, onları anlamaya çalış.
  • Yerel lezzetleri dene.
  • Şehrin sokaklarını yürüyerek dolaş.
  • İhtiyacın olduğu kadar para bozdur.

Eğer vaktin varsa Erivan dışındaki yerlere düzenlenen turlara katıl.

Ermenistan Hükümet Binası

Ali Rıza Öner

1976 yılında Kocaeli'nde doğdum. İlk,orta ve lise öğrenimimi Kocaeli'nde tamamladıktan sonra 1996 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümüne girdim. Tarih Bölümdeki eğitim yıllarımda gezmeye,seyahat edip farklı kültürleri tanımaya ilgi duymaya başladım. Tabi çalışmak zorundaydım yaban ellerde üniversite okurken para kazanmak zorundaydım 1997-2001 yılları arasında THY de çalıştım askerlik falan derken gördüğüm,okuduğum şeyleri anlatmayı sevdiğim için öğretmenliğe başladım. O gün bugündür anlatıyorum tecrübelerimi,bilgilerimi. Avusturya Liseliler Eğitim Vakfı (ALEV OKULLARI) da Tarih Öğretmenliği yapmaktayım. Şimdi sıra sizlere geldi. Gezmek benim tutkum istedim ki yine anlatayım bu sefer yazayım hatta.Tanımadığım sizlere. Sürçülisan edersem affedin.

Sevebilirsin...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.